8 Ocak 2013 Salı

İskambil Kağıtlarının Hikayesi


Oldum olası iskambil kağıtlarının keşfini merak ederim.Üzerindeki desenlerin anlamı ne?Kim bulmuş?Bulunuş amacı oyundan çok mu farklıydı? gibi gibi soruların cevabını bulmayı ertelemiştim.

Kısa bir araştırmayla işte sonuçlar;

1.Bilgi her sitede çıkıyor bu konuyu araştıran.kim yazmış etmiş belli değil...

Oyun kartlarının nerede ve ne zaman ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor. 7. ve 10. yüzyıllar arasında Çin’de ortaya çıktığı ve 13. yüzyılda Marco Polo tarafından Avrupa’ya getirildiği tahmin ediliyor. Hindistan’dan veya Arabistan’dan geldiğini ileri sürenler de var ama bugünkü şekilleriyle kullanılmalarının 14. yüzyıl Fransa’sına dayandığı kesin gibi.
 
O tarihlerde, Fransa’da dört sınıf vardı ve iskambil kağıtlarındaki kupa, maça, karo ve sinek bu dört sınıfı temsil ediyordu.
 
- Kupa bir kalkanı andıran şekli ile asil sınıfı ve kiliseyi,
- Maça bir mızrağın ucunu çağrıştıran şekli ile orduyu,
- Karo ticari deniz işletmelerinin eşkenar dörtken kiremitlerinden esinlenerek orta sınıfı,
- Sinek ise yonca yaprağına benzeyen şekli ile köylüyü temsil ediyordu.
 
Bugün briç, poker veya benzeri oyunlarda, kupanın en değerli, sineğin ise en değersiz kart olmasının nedeni işte bu sınıflamadır.
Aslında bizde papaz adı verilen kartın adı İngilizce’de kral (king), kızın ise kraliçedir (queen). Vale veya oğlan için ilk zamanlarda düzenbaz anlamına gelen ‘knave’ kelimesi kullanılırken, günümüzde ‘jack’ ismi kullanılmaktadır. Yani yabancı kartlarda kral ve kraliçe evli iken, bizde biraz yaşlı görülerek krala papaz adı verilmiş, kraliçeye de ‘kız’ denilerek oğlana layık görülmüştür.
 
Bazı ülkelerde oyun kartlarında değişik isim ve semboller kullanılmasına rağmen, en yaygın olanı Fransızların kullandıklarıdır. Fransızlar ‘maça’ şeklini mızrağa benzeterek ‘pique’ adını vermişlerdir. İngilizce’de ise aynı anlamdaki ’spades’ kelimesi kullanılmaktadır. Her ne kadar bir kalkanı andırdığı için asil sınıfı temsil ettiği ileri sürülse de ‘kupa’ klasik bir kalp şeklidir. Bu nedenle Fransızlar ona ‘coeur’, ingilizler ise ‘heart’ adını vermişlerdir. ‘Karo’ için Fransızca’da kare anlamındaki ‘carreau’ kullanılırken İngilizler elmas anlamındaki ‘diamond’u tercih etmişlerdir. Bizim ’sinek’ dediğimiz şekil ise çok açık üç yapraklı bir yoncadır. Fransızlar bu anlamdaki ‘trefle’ kelimesini kullanırlarken, İngilizler ‘club’ (kulüp) ismini kullanmışlardır.
 
İşte bu nedenle briç oyuncuları ‘maça’ya ‘pik’, ‘kupa’ya ‘kör’, ’sinek’e de ‘trefli’ derler, zaten aslına uygun olan ‘karo’yu da olduğu gibi kullanırlar. Birli, papaz, kız ve oğlan için kullanılan as, rua, dam ve vale isimleri de yine Fransızca karşılıkları As, Roi, Dame ve Valet kelimelerinden dilimize geçmiştir.
 
“İskambil” kelimesi de dilimize yine, Fransızca’dan, Fransızca’da bu
kartları ifade eden “briscambille” sözcüğünden geçmiştir.
 
2.Bilgi papazların tarihi kişileri simgelediği yönünde
  • Kupa Papaz = Şarlman
  • Maça Papaz = Kral Davud (Hz. Davud)
  • Karo Papaz = Julius Sezar
  • Sinek Papaz = Büyük İskender


  • 3.Bilgi ise;

    Modern İskambil Destesi,tarotun küçük sır kartlarından oluşmuştur,destenin her grubundan prens veya prenses çıkarılmış , geriye 13 kart bırakılmıştır.Bu kısaltılmış halinde bile modern iskambil destesi sembolik bir öneme sahiptir,çünkü yılın bölümlemeleriyle uyum içindedir. İki renk kırmızı ve siyah yılın en önemli iki bölümünü gösterir : Güneş’in ekvatorun kuzeyinde olduğu dönemi ve güneşin ekvatorun güneyinde olduğu dönemi. Dört koz dört mevsimi,kadim Yunan’ın çağlarını,Hinduların Yugalarını temsil eder. On iki resimli kart,İsis Tabletinin üst paneline göre Baba,Kudret ve Akıl üçlüsü olarak temsil edilmiş Zodyak burçlarıdır.Birden ona kadar olan kartlar dört alemde var olan Sefirot Ağacını gösterir. Her grubun 13 kartı her yılın on üç ayını gösterir.

    Destedeki 52 kart yıldaki 52 haftadır. Resimli kartları resimli kartlara ilave ederek 11,12 ve 13 diye sayarsak , 52 kartın toplamı 364 eder. Joker kartı tek sayı olarak kabul edersek 365 olur. Milton Pottenger,Amerika Birleşik Devletlerinin bir iskambil destesinin düzenine sahip olduğunu ve devletin eninde sonunda 52 eyalet ve bir tane de isimsiz ayaletten –Kolombiya bölgesi-oluşacağını ileri sürmektedir.

    Resimli kartlar hayli önemli mason sembolleri içermektedir. Dokuz karttaki figürlerib yüzünü önden görürüz,üçünü yandan görürüz. Burada kırılmış ‘Yasa Çarkı’nı buluruz;anne karnındaki dokuz aylık dönemi ve kusursuz insanı üretmek için gerekli 3 ayı.Silahlı dört kral Mısırlıların bıçaklarıyla evreni oyup çıkaran Ammonianlı Mimar’lardır.

    Ayrıca bunlar Zodyak’ın kardinal (başlangıç) burçlarıdırlar.Hz İsa’yı sembolize eden sekiz yapraklı çiçekler taşıyan dört kraliçe(kızlar) , Zodyak’ın sabit burçlarıdırlar. Akasya yaprakları taşıyan –kupaların oğlanı elinde,sineklerin oğlanı ise şapkasında taşır- dört vale (oğlan) ise Zodyak’ın değişken burçlarını gösterir. Ayrıca maça serisinin resimli kartları köşedeki sayıya değil,ondan uzağa bakarlar,sanki bu ölüm ambleminden korkar gibidirler. Bütün kartların büyük ustası,sinek papazıdır;elinde soyluluğu gösteren bir küre taşır.

    Kaynak: Tüm Çağların Gizli Öğretileri-Manly P. Hall

    7 Ocak 2013 Pazartesi

    Esnafın İsyanı :))

    Bugünlerde bir video dolaşıyor.Bende paylaşayım dedim.İsyanın da böylesi :)))




    Lapa Lapa Masumiyet

     
    Senin ilk kar'ı yağıyor bugün.Gökten süzülüşiünü ve ortaya çıkardığı manzarayı hayran hayran seyretmeyi seviyorum.
    Beni her zaman kar yağdığında şunu hissediyorum;biraz olsun huzur ve masumiyet duygusunu yaşaması için insanlara gönderilen ilahi bir mesajdır.

    Ayrıca kar kristallerinin görüntüsüne de hayranımdır.Birbirine benzememe özelliği de ayrı bir hayran edici unsur.

    Benim gibi kar kristallerini seviyorsanız;işte görüntüler :)


    5 Ocak 2013 Cumartesi

    İlk Bakışta Aşk


    En sevdiğim şiirlerden bir tanesidir;Wislawa Szymborska'ya ait bu şiir.1 Şubat 2012'de öldüğünde biraz geç keşfetmiş olmanın utancını yaşadım gerçekten ve içim buruldu.Ve tabii şu var;sanatçılar eserleri sevildiği sürece hep yaşarlar.O yüzden benim için bütün sanatçılar hep yaşar.
     
    İşte,1996 yılında O'nu Nobel ödülüyle taçlandıran Nobel Komitesinin tanımıyla  'Şiirin Mozart''ının şiiri....


    Eminler,
    ansızın beliriveren bir duygunun onları birleştirdiğinden.
    bir güzelliği var bilmenin,
    ama belirsizlik daha güzel.

    birbirlerini önceden tanımadıklarına göre,
    aralarında hiçbir şey geçmediğini sanıyorlar.
    ama ne derdi: sokaklar, merdivenler ve koridorlar
    kaç zamandır karşılıklı geçmiş olabilecekleri yerler?

    onlara sormak isterim,
    hatırlamıyor musunuz?
    döner kapıda
    bir yüz yüze geliş
    kalabalıkta duyulan bir 'affedersiniz'
    telefonda 'yanlış numara'
    - ama cevaplarını biliyorum.
    hayır, hatırlamıyorlar.

    çok şaşırırlardı
    uzun zamandır
    onlarla oynadığına tesadüflerin.

    tam hazır değil
    onların kaderi olmaya,
    kâh birleştirip ayırıp
    yollarını kesiyor,
    ve yutkunarak kıkırdanmasını
    bir kenara kaçıyor.

    işaretler vardı, ipuçları,
    ne yapalım anlaşılamazdıysalar?
    belki üç yıl önceydi
    ya da geçtiğimiz salı
    bir yaprak uçuşmadı mı
    koldan kola?
    düşürülüp kaybolan bir şey yerden alındı.
    kimbilir belki de bir toptu
    çocukluğun sarmaşıklarında?

    kapı tokmakları ve ziller vardı,
    dokunuşların dediği.
    yan yana bavullar bagaj yerinde.
    belki de bir gece aynı rüya
    uyanırken belirsizleşen.

    her başlangıç, eninde sonunda
    önce olanların devamı,
    ve olayların kitabı
    hep ortasından açık.
    .


    2 Ocak 2013 Çarşamba

    Şeker Portakalı & Fareler ve İnsanlar

    Dünya klasikleri arasında yer alan bu iki kitaba yasak geldiğini duyduğumda şaka sandım.Yasaklı kitaplar dönemi başladı da haberimiz mi yok?E yakındakitapların  toplatılıp,yakılma zamanı da gelir.

    Olayı bilmeyenler için kısa bir açıklama yapayım önce ;

    MİLLİ Eğitim Bakanlığı’nın ortaöğretim öğrencilerine okutulması gereken 100 Temel Eser arasında bulunan ve yıllardır binlerce çocuk tarafından da okunan Şeker Portakalı kitabını öğrencilerine ödev veren bir Türkçe öğretmeni hakkında soruşturma açıldı. Bakanlığın önerdiği 100 Temel eser arasında yer alan başka bir kitap için ise İzmir'de işlem yapıldı. Steinbeck’in ünlü ‘Fareler ve İnsanlar’ kitabının bazı bölümleri, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü Kitapları İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tarafından sakıncalı bulundu.

    Çocuğunun ‘Şeker Portakalı’ isimli kitabı okuduğunu gören bir veli ise öğretmen hakkında Başbakanlık İletişim Merkezi’ne (BİMER) yazdığı şikayet dilekçesinde kitabın Türk örf ve adetlerine aykırı olduğunu ve argo kelimler içerdiğini belirtti.

    BİMER’in talimatı üzerine Bahçelievler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, kitabı ödev olarak veren Türkçe öğretmeni hakkında soruşturma başlattı. ‘Şeker Portakalı’ isimli kitabin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ortaöğretim öğrencilerine okutulması gereken 100 temel eser arasında olduğunu söyleyen Barış Uluocak şöyle konuştu: “Müfettişler, BİMER’den gelen talebi bir emir olarak üzerlerine vazife edinmişler, ancak yüz temel eser arasında var mı yok mu hiç onu kontrol dahi etmemişler. Büyük bir eksiklik. 10 yıllık öğretmen arkadaşımız da şaşkın. Biz de öğretmen hakkında haksız yere soruşturma açanlar hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Kitap fakir bir ailenin çocuğu Zeze’nin yaşadıklarını konu ediniyor. Soruşturma açılması traji komik bir vaka”
    Haber linki :http://www.hurriyet.com.tr/gundem/22278538.asp
    Jose Mauro de Vasconcelos'un Şeker Portakalı 'müstehcen', John Steinbeck'in Fareler ve İnsanlar'ı sakıncalı sansürlemeye tabii.

    Nasıl bir zihniyet oluştu inanamıyorum.Asıl sakıncalı olan aklını her halttan cinsellik çağrışımı aldığını söyleyen bir topluma dönüşmemiz bunu söyleyen politikcılarımız sayesinde tabii.Asıl sakıncalı olan tecavüzü 'kendi isteğiyle olmuş' diye karara bağlayan bir adalet sistemi oluşmasında.Asıl sakıncalı olan tecavüzcüsünden hamile kalan kadının 'doğurmaya' teşvik etmekte.Asıl sakıncalı olan 'bizden olanlar ve 'bizden olmayanlar' diye toplumu bölmeye çalışmak.

    İsteyen okur,isteyen okumaz.Kitapta yazılanların sana çağrıştırdığı şeyler,bana çağrıştırmaz.Özgür ve demokratik bir ülke olmak; ülke insanlarının ayırt gözetmeksizin fikirlerine saygı duymaktır.Ve sanırım artık özgürlüğümüzü,yeri geldiğinde  'yeter' demezsek kaybetmemiz yakındır.

    1 Ocak 2013 Salı

    Huzur Notaları

    Bazı şarkıları yada meoldileri  duyduğunuz anda rahatlarsınız ve içiniz huzurla dolar.İşte bana böyle hissettiren eserlerden biri Erik Satie'ye ait.Zaten tanıdık bir melodi.İyi dinlemeler :)



    2013'te Saçınız Ne Renk Olsun


    Yeni yılla beraber,yeni yıl trendleri de konuşulur oldu tabii ki.Ne giymeli,ne takıp takıştırmalı,saçımızı nasıl bir model yapmalı ve tabii rengi ne olmalı gibi gibi moda önerileri ardı arkasına geldi ve geliyor :)
     
    Bazen sıkıldığımızdan,bazen moda olduğundan yada ruh halimize iyi geleceğinden saç rengimizi değiştiririz.Böyle bir değişiklik istediğinizde fikir olsun diye;işte 2013 saç renklerimiz :))

    Ters Ombre

    Saçların dipleri normalden biraz daha koyu modası olmuştu ya;şimdi onu tersine çevirmişler.Bu sefer uçlar koyu.Enteresan geldi bana :)



    Gökkuşağı Renkleri 

    Saçların arasına  ister rengarenk balyajlar attırıyoruz,ister tamamını farklı farklı renklere boyuyoruz..

    Dener miyim?Hayııır :)



    Uçları Renkli Saçlar


    Renkli saç modasından geri kalmak istemiyorsak uçlarınıda beğendiğimiz bir renge boyayabiliriz tabii ;)
     
     
    Ve tabii kaçınılmaz olarak renkli saçlar 
    Tamamını istediğimiz renge boyuyoruz.Aslında yeni bir şey de sayılmaz
















    Tabii bizim kullanmayı sevdiğimiz ve tercih edebileceğimiz renklerde moda.Platin sarı,Hürrem kızılı da dahil kızılın her tonu ve doğal gölgeli kahveler.

    Bende tercihimi bu renklerden yana kullanırım açıkcası.Ama renkli saç modasını kimler uygulayabilecek merak ediyorum şimdiden :)