30 Ocak 2013 Çarşamba


 
Bu yazıyı okuyunca çok beğendim ve şöyle bir durup düşündüm: Her gün görüp ismini bilmediğim kim var diye?Mesela plazanın girişindeki görevli arkadaşların ve sekreter kızın adını bilmiyorum.Her sabah selamlaşıyorum 'Günaydın' ve 'İyi Akşamlar' cümlelerini sarf ediyorum ama isimleri yok.Her gün yemek yediğimiz restauranttaki görevlilerin 2 tanesi dışında geri kalanların adı yok.Utandım...Yarından itibaren isimlerini öğrenicem.Sizde bir düşünün bakalım,sizin hayatınızda kimler var?
 
 
 
Son sınıf öğrencilerinin final sınavı. Beş soru hazırladım. İletişim sorusu tam elli puan. Çocuklar harıl harıl çalışmışlar. İletişimle ilgili her şeyi yemiş yutmuşlar. Yok efendim alıcı verici varmış. Kaynak mesajları iletirmiş. Sen dili ben dili. Elli puanlık 4. soru şu: (Bu soru iletişim becerilerinizi ölçmek için sorulmuştur.)

“Beş yıldır bu okulda öğrencisiniz… Benim bir yıldır kapının girişinde hep gördüğüm; sınıflarınızı koridorlarınızı temizleyen; adı soyadı gömleğinde kocaman yazan;sizinde her sabah gördüğünüz görevli hanımın adı nedir? Soyadını yazmanıza gerek yok!

Bütün sınıf şok oldu! Öğrencilerden biri parmak kaldırdı:

-Hocam bir şey soracağım. Doğru mu anladım ben bu bayanın ismi Hatice’yse Hatice yazınca finalden elli alıp sınıf mı geçeceğim şimdi?
-Bak ne kadar doğru anlamışsın.
... -Ben sınıftan çıktım. Kapının dışında bekliyorum. İçeriden tartışma sesleri geliyor.
-Beyler kadın adı ne?
-Beyler bilen söylesin!
-Beyler ayıp oluyor ama!
- Kimse mi bilmiyor?
-Beyler her kes kağıtları kaldırsın göstersin
-Beyler hocaların adlarını biliyorsunuz kızların adlarını biliyorsunuz ama!
 

Beş dakika sonra sınıfa girdim. Kağıtları topladım. Tek bir doğru cevap yok. Kağıtlar bomboş. Sadece bir öğrenci “ Battı balık yan gider” yazmış. O da bana “Hocam o öğrenciye dikkat et. Şöyle kavgacıdır böyle problemdir” denilen bir çocuk.
 

Sınav İngilizce olduğu için öğrencim şöyle yazmış: “Hocam öncelikle ben şu an duygularımı İngilizce anlatamayacağım biliyorum sınıfta kalıyorum; ama Türkçe yazıyorum.
Hocam size çok darıldım. Bana iletişimle ilgili ne sorsanız hepsini bilirim. Ceplerim dolu. Ben yıllarca hep sorarım arkadaşlarıma bu adam ne sorar diye. Soracakları şeyleri yazar çizer koyarım cebime. Sınavda kağıda aktarır sonrada buruşturur çöpe atarım ve sınıfımı geçerim.
Hocam sınıfta kalıyorum çünkü cevabı bilmiyorum. Ama bir şey fark ettim; o kadını gerçekten yıllardır görüyorum; ama bir kere dönüp bakmadım adını hiç merak etmedim. Oysa bütün hocaların adını soyadını hatta çocuklarının adını bile biliyorum. Her karşılaştığımda merhabalaşıyorum ama o hanıma hiç merhaba demedim.
Ben öyle bir adammışım ki çıkar ilişkim yoksa insanların yüzüne bakmıyormuşum. Sınıfta kalıyorum ama emin olun hiç önemi yok. Çünkü on beş yıllık bir eğitimde bana öğretilmeyen bir şey öğrettiniz.
Ben daha bu okuldayım her sabah o hanıma ismiyle hitap ederek “ Günaydın” diyeceğim ve bundan sonra ilişkilerimi çıkar üzerine kurmayacağım. Hocam sınıfta kalıyorum ama sağ olun.”
Yönetmelikler gereği not veremiyorum çünkü sınav İngilizce üstelik bayanın adını da yazmamıştı. Fakat ben alacağımı aldım ve o öğrenci elli üzerinden elli alarak dersi geçti ve mezun oldu.

-Ahmet Şerif Izgören


29 Ocak 2013 Salı

Uyku

Bazı zamanlarda istediğimiz gibi bir hayata uyanmayı isteriz.Bazen uzunca bir süre uykuda kalıp,yine uyandığımızda bizi üzen,kıran ne varsa düzelmiş olsun isteriz.Bazen sadece dinlenmek ve huzur bulmak için,bazen unutmak için uyumak isteriz.Şu uyku ne menem bişey ki;çareyi onun kollarında ararız.

Hem ruha hem bedene gelen uyku üzerine şiirler de yazılmış,şarkı var mı direkt bilemiyorum aklıma gelmiyor şu anda ama şiirlerden bir tanesi o çok sevdiğim şairlerden birine ait :


Uyumak


Uyku adı altında beni yoklamaz ölüm,
Neleri yaşadımsa uyanıklıkta gördüm.
Uyurken geçenlerin sormadım adlarını,
Kaçı kaça böldümse yaşanırlıkta böldüm..

Uyku adı altında beni yoklarsa ölüm.
Ki ben tüm uykuları hep uyanıkken gördüm..
Neden mi ben kendimin sorardım adlarını?
Anlasınlar diyedir, ben nasıl, nerde öldüm.


Özdemir Asaf


Herkese huzurlu uykular :))

24 Ocak 2013 Perşembe

Ruh mu?Beden mi?

Bugün arkadaşım, psikolog dostunun şöyle bir cümle sarf ettiğini söyledi hayatımızda yer eden çok özel insanlar için  ''ruhun unutsa bile bedenin unutmaz''.Enteresan hiç öyle olduğunu düşünmemiştim.Ben beden unutsa bile ruh unutmaz diye düşünmüştüm.

Şimdiii aklımı kurcalayan bir soru oluştu kafamda.Aslında o özel insanı unutmayışımızın sebebi bedenimizin unutmamış olması mı?Yoksa hala kalpte yer alıyor oluşu mu?



20 Ocak 2013 Pazar

Melek&Bebek


'Gitme' dedi bebek.'Gitmem lazım' dedi melek.'Sen gidersen,kim sevecek beni ' dedi bebek.'Seni sevenler olacak,hiç korkma' dedi melek.

-Senin Gibi mi?
-Belki benden daha çok
- Peki, ben sevecek miyim senin  gibi?
-Belki de beni sevebileceğinden daha çok.
-Ama sen yine de gitme.En azından şimdi gitme.Sonra gidersin.

Acıyla güldü melek.Çünkü mecburdu.Çünkü yaşam saati bitmişti.İstese de kalamazdı.Kim kalabilmiş ki;O kalsındı.Öptü bebeği,kokladı.'Seni çok seviyorum.Hadi şimdi uyu bakalım ' dedi usulca.Sakinleşti bebek uyudu.Gitmem lazım demedi dedi içinden.Kalacak diye sevindi.Üzmek istemedi meleği,kalmaktan vazgeçer diye.Sözünü dinledi uyudu hemen.

Sonra uyandı ansızın.Baktı etrafına meleğe seslendi.Cevap vermedi melek.Ağladı...ağladı.Daha çok ağladı belki duyar da gelir diye.Ama gelmedi,gelemedi.Gitmesi gerektiği yere gitti.Gerçek bir melek olmaya...İşte o melek,benim annemdi;bende küçücük bir bebek.

Annemi düşündüm,o son geceyi.Böyle bir diyalog olur muydu?Olurdu belki.Ben onu anlardım,o bana cevap verirdi.Anne ve bebeği arasındaki o kutsal bağ sayesinde böyle konuşup,vedalaşırdık belki.

Hep konuşurum ne zaman canım sıkılsa,O'na ihtiyacım olsa,beni duyduğu inancıyla.
Bence kaybettiğimiz tüm sevdiklerimiz onları düşündüğümüzi,onlara ihtiyacımız olduğu zamanları biliyorlar ve yanımızda oluyorlar.

Ve ben hep aynı şeyi söylerim....

Seni seviyorum Meleğim.Beni duyduğunu ve hep yanımda olduğunu biliyorum.Teşekkkürler...

18 Ocak 2013 Cuma

Cadılar Bayramı (Halloween) Şakası

Cadılar Bayramının üzerinden geçti ama bu videoyu yeni keşfettim.Çocuklar ,binbir emekle topladıkları ve yemeyi hayal ettikleri şekerlerinin ebeveynleri tarafından yendiğini öğrenince bakın ne tepkiler veriyor :)))

Ama ben videonun sonundaki o olgun çocuklara hele hele en sonuncusuna ba-yıl-dıııım :))

17 Ocak 2013 Perşembe

Mehmet Ali Birand

 Maalesef bugün o haber duayeni insanı kaybettik :((.Ben çok fazla haber izlemeyi sevmiyorum ama en azından ilk 15-20 dk.sını seyrederim ve haber sunuşunu sevdiğim insanlar da kısıtlıdır.

Mehmet Ali Birand'da sevdiğim kısıtlı habercilerdendi.32.Gün gibi senelerdir aynı kalitede ve güzellikte bir programa imza attı ve çok değerli insanlar yetiştirdi haber dünyasına.32.Gün izleyeyim diye uykusuz kalmışlığımda olmuştu çok kere.

Kendine özgü sunumu,renkli kişiliği ve saatler,bizi güldüren gafları ama habercilikte ustalığıyla hatırlayacağım hep.

Ruhu şad olsun.Mekanı cennet olsun :(